TIKANMA

Yooo. Bu yazıya yakıştırdığım başlık, memleketin içinde bulunduğu vaziyetin adını koymak için değildi. Son okuduğum kitabın adıydı. Yazar Chuck Palahniuk, Ayrıntı yayınlarının Yeraltından Notlar (!/?)  Edebiyatı serisi diyelim.

“Aydınlanma sona erdi. Artık Aydınlanmama çağına girdik”. Roman demeye dilim varmayan eserin (ki bence esasen hikaye yazmaktır maharet, roman değil….), anti-kahramanı Victor’a  “İnsanların sana öğretmeyi uygun gördüğü şeylerden fazlasını bilmeni istiyorum” diyen Annecik’inin veciz sözüyle girelim lafa.

Sonra kitabın daha ilk satırlarında yazarın, okuruna BU’nu okumaması için saydığı haklı (!) gerekçeleri es geçip, özetleyelim yine kendi ağzından;

“Bu hikaye, şimdiye kadar yaşamış kesinlikle en aptal, en korkak, en ispiyoncu, en sulugözlü veledin; kendini çakal sanan sinsi bir salağın hikayesidir”.

Kanaatimce, son derece tesadüfen yazar olmuş Chuck (ne iyi etmiş ammmaaaa… soyadıyla hitabetmek O’na haksızlık olurdu sanki) aynen “Project Mayhem (Kargaşa Projesi – Filme çekilen “Dövüş Klubü” http://www.seckingultan.com/?p=123)” hikayesi gibi, yine “AĞIR mı AĞIR” yoo hayırrrr “DERİN mi DERİN” karalamış, çizmiş geçmiş okurun yüreğini (en azından benimkini diyelim J)

Kitaptan alıntılar yapmaya kalksam satırlar kendiliğinden dolar dolmasına da… Niyetim bu değil. Kitabı alıp kendiniz okuyasınız, istediğiniz satırların altını çizesiniz isterim zira. Chuck’ı dilime dolamak haddim de olmasa gerek zaten. Şahane hatırlatmalarının da tamamını geçtim bir kalem, sadece iki alıntı yapacağım bir CÜMLE, bir de TAMLAMA: “PÜRİTEN YALANCILAR”

Geleyim alıntılayacak olduğum ve de beni bu satırları karalamaya iten CÜMLE’ye;

“İnsanların şu küçük kimlik paradigmalarını birbirine katıp karmakarışık etmemiz gerekiyor”

Woolworth mağazası kozmetik reyonlarından birinde, envai çeşit saç boyaları kutularının içindeki aynı renkte ancak farklı muhteviyattaki şişeleri birbirleriyle değiştirmek gibi… sıradan ve de tabiidir ki normal insanların yapmayacağı bir işle meşgul ANNECİK’in bu faaliyeti düşündürttü beni ve şimdi oturdum bu satırları karalıyorum.

“Sarışın kadın” kimliğini yerle bir ederek “mavi siyah” bir sonuca taşıyacağı halde…  sadece kutusuna bakılarak verilen bir karar. Yani niyetlenilen şeyin TAM TERSİ. Haha haaaa…

Ne alaka? Demeyin. Birden bire aklıma bizim seçimler ve tabiidir ki sonuçları geldi. Keşke dedim kendi kendime; “Bizim seçim sonuçlarında da öyle bir karışıklık yaşansaydı artık yazılımdan mı kaynaklanır bilmem ama… Hani bir ANNECİK eli değseydi veeee… Hakkari’den Diyarbakır’a MHP, Osmaniye’den, Bilecik ve Çankırı’ya ise… (Iğdır’ı özellikle zikretmedim zira, aynen sıfır rakım sahibi oluşu gibi o coğrafyada, seçim sonuçları da ayrıca tartışılmalıdır kanaatimce) Kürt halkı ve sol Bağımsızlar çıkarmış olsaydı milletvekillerini… Tam tersine, Tunceli, Kırklareli ve dahi Edirne’yi AKP temsil ederken Meclis’te, Konya, Maraş, Kayseri (say say bitmez yahu) de CHP veyahut bağımsız milletvekillerinin icraatine konu.

Son olarak, bir alıntı daha yapmalıyım ki kitaptan, bu yazıyı kimsecikler sıkılmadan bitirebileyim.  Gerçi Chuck’un kullandığı manada kullanmayacağım bu defa. Kendimce bizim vaziyete uyarladım.

“Deja Vu”nun (ben bunu daha önce gördüm) bir de tersi vardır. Buna “Jamais Vu” (ben bunu asla daha önce görmedim) denir.” Demiş yazar.

Nasıl benim senaryo? Tam da bir Jamais Vu örneği teşkil etmez miydi ama? 😀

Sağlıcakla…

Seçkin Bilgen Gültan

Leave a Reply