FIGHT CLUB

 

David Fincher: Seven, The Game ve Fight Club yapıtlarının yönetmeni.

Evet, “Fight Club”, Türkçe adıyla “Dövüş Kulübü”ne gelirsek;

Film, çok çarpıcı, adeta bir beyzbol sopası ile kafamıza geçiriyor.

Film, ayni zamanda çok acımasız, affetmiyor

Film, her gün karşılaşıp ta, karşılaşmayı inkâr ettiğimiz gerçeklerden bahsediyor.

Film, dövüşmek (bence mücadele) üzerine kurulu ama, çok ama çok umutsuz.

Bu yazıyı gençler okumasın. Zaten umutsuz, -bunu itiraf etmese de- orta yaşı geçmişler okuyabilir ve bu filmi, bir daha, bir daha seyredebilir.

Filmdeki repliklerden bazı alıntılar yapayım:

  •  Kaos projesinin birinci kuralı soru sormamaktır ve dövüş kulübününki de, ondan bahsetmemek.
  •   İşçi tulumlarımızın ve beyaz yakalarımızın kölesiyiz, nefret ettiğimiz işlerde çalışıyor, hiç ihtiyacımız olmayan ıvır zıvır satın alıyoruz, televizyon ve reklamlar bize bir gün hepimizin zengin, birer rock yıldızı olabileceğimizi söylüyor ama olamayacağız, gerçeği yavaş yavaş öğreniyoruz.
  • Herşeyi kaybettikten sonra herşeyi yapmakta özgürsün.  Dibe vurduktan sonra ancak çıkacaksın.
  • Ne bir amacımız var ne de bir yerimiz, Ne büyük savaşı yaşadık, ne büyük buhranı. Bizim en büyük buhranımız hayatlarımız.
  • Hayat, dostluk ve özellikle de ilişkimiz hakkında bildiğin her şeyi unut. Herşeyi kurgulamaktan vazgeç, bırak ne olacaksa olsun.
  • Hayatını değiştirmenin yolunu, beni yaratarak yaptın yani Taylor’u. Ben senin olmadıklarınım, ve senden çok daha özgürüm. Yavaş yavaş kendini bana bırakıyorsun.
  • Sahip olduğunuz şeyler zamanla size sahip olmaya baslar.
  • Kendini geliştirmek bir mastürbasyondur.
  • Hissettiğin şey, zamansız bir aydınlanma.
  • Lanetlenmeye ya da affedilmeye ihtiyacımız yok.

Kapitalizmin ve ‘modern’ hayatin insanlar üzerindeki yıkıcılığının ve daha önemlisi ona karşı koyuşun anlatıldığı filmin son karesinde, NY’deki bütün kuleler –İkizler dahil- havaya uçurulur. Film çekildikten 2 yıl sonra, 11 Eylül 2001 de ise, bu kurgu, masum insanları katlederek ve haksız bir bicimde hayata geçirilse de,  maksada ulaşılamaz. Zaten, aynı maksat güdülmüş değildir belki de…

Unutmadan: Film müziğine gelirsem “where is my mind” diyor. Ya senaryonun uyarlandığı romanın yazarını unutabilir miyim hiç? Chuck Palahniuk

Ve son Söz:

InTyler  we trust…

In Fincher we witness…

In Fight Club we bleed…

Bu dizelerin hakkını, ancak bu filmi seyrettikten sonra verebilirsiniz.

Shakespeare’in aşağıdaki dizelerinin hakkını  ise… HER ZAMAN !

Yıldızları süpürürsün, farkında olmadan,

Güneş kucağındadır, bilemezsin.

Bir çocuk gözlerine bakar, arkan dönüktür,

Ciğerinde kuruludur orkestra, duymazsın.

Koca bir sevdadır yaşamakta olduğun, anlamazsın.

Uçar gider, koşsan da tutamazsın…

Sağlıcakla ve umutla kalın…